|
Kategori: Haberler >
Tasarımlar ve Fikirler
Bu haber Metin YAVUZ tarafından 31.05.2011 tarihinde eklenmiş, 1.935 kez okunmuş.
Otomobil Tasarımında 2. Nesil Geliyor![]() Daha düne kadar kamuoyu onlardan da habersizdi. Ne zaman ki zirveye oynamaya başladılar ve birçoğu mesleğinde zirveye erişti, o zaman onları tanımaya ve sahiplenmeye başladık. Hani derler ya, “Ben onun çocukluğunu bilirim!” işte öyle bir bilişle size yeni nesil tasarımcılarımızdan bahsetmek istiyorum. Daha düne kadar lise defterinin arkasına çizim yapan genç isimler, bugün bir bir otomotiv devlerinin tasarım stüdyolarında tasarımcı olarak görev almaya başladılar. Henüz isimlerini bilmiyorsunuz, çünkü henüz çok parlak başarılara imza atmadılar; ancak ben size büyük bir hızla yaklaşmakta olan yıldızları haber vermek istiyorum! “Başardıklarında!” onlar da sahiplenilecekler. Her biri emin olun inanılmaz bir azim ve sabırla bu mesleğe adım atmak için çabaladılar. Aslında zoru başardılar. Bundan sonrası bence onlar için çok daha kolay olacak. Otomobil tasarımında 2. nesil geliyor; ama nasıl geliyor? Ülkemizde geçtiğimiz yıl bir okul açıldı ve açılmasına şahsen çok sevindim. Ülkemizin ilk ve tek otomotiv meslek lisesi olma özelliğini taşıyan bu okul imkânlarıyla da göz dolduruyor; ancak eğitim programlarını incelediğim bu okulun ne yazık ki eğitim programları arasında taşıt-otomobil tasarımına yer verilmemiş. Doğrusu bunu anlamakta zorlanıyorum. Böyle bir okul açıp da ar-ge’ye yönelik daha geniş kapsamlı bir program oluşturulmaması hayret verici. Mezunlarına iş garantisi veren bu lisede eğitim, İngilizce hazırlık sınıfıyla birlikte 5 yıl sürüyor ve okulda “Bilişim Teknolojileri”, “Elektrik - Elektronik Teknolojisi”, “Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri”, “Makine Teknolojisi”, “Metal Teknolojisi” ve “Motorlu Araçlar Teknolojisi’” olmak üzere 6 programda eğitim veriliyor. Özellikle ülkemizde yetenek sınavı değil de sadece üniversiteye giriş sınavı ile öğrenci alan teknik üniversitelerin endüstriyel tasarım bölümlerine öğrenci gönderebilme kapasitesi bulunan bu okulun en kısa zamanda taşıt tasarımıyla da ilgili bir programa kavuşması gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde, övündüğümüz yan sanayi için nitelikli insan kaynağı sağlayacak olan bu okul, çok daha önemli ve gelişime açık bir “yan sanayi” olma yolundaki tasarım sektörü pastasından ülkemizin mahrum kalmasına izleyici kalacak ve bu alandaki beyin göçü son sürat devam edecek. Şu an ülkemizde otomobil tasarımcısı olmanın yolu ister istemez yurtdışından geçiyor. Gençler ülkemizde üniversitelerde tasarım alanında temel eğitimlerini aldıktan sonra yurtdışında uzmanlık alanı olarak taşıt tasarımı/otomobil tasarımı alanlarında lisans ya da lisansüstü düzeyinde öğrenim görüyorlar. Haliyle birçoğu stajlarını yurtdışında yapıyor ve fırsatları değerlendirerek profesyonel kariyerlerini de yurtdışında sürdürüyorlar. Artık rüyalarımıza bile girmeye başlayan “yerli otomobil” arzumuz ise otomotiv sektörünün en önemli yapı taşlarından birinin göz ardı edilmesi, basite indirgenmesi sebebiyle rüyalarda kalmaya devam ediyor. Yerli otomobil üretilmese bile tasarım stüdyoları kurularak taşıt tasarımı ihraç edebilme potansiyelimiz görmezden gelinemez. Bugün birçok ülke otomobil ihraç etmesinin yanı sıra “otomobil tasarımı da” ihraç ediyor. Bizim ülkemiz ise o ülkelerin müşterileri arasında yer alıyor. Dünyanın dört bir yanına, farklı farklı ülkelerdeki farklı üreticilere otomobil parçaları üretip gönderiyoruz. Aslında ülkemizde üretilen tüm parçaları birleştirsek bir otomobil ortaya çıkar; ama bir şey eksik kalır: Tasarım. Mesela, ne yazık ki yerli üretici firmalarımız ürettikleri taşıtların tasarımlarını “ithal” etmek durumunda kalıyorlar; ya da kendilerini buna mecbur hissediyorlar. Haksız da sayılmazlar. Daha birkaç ay önce, Türkiye’nin en köklü gazetelerinden birinde şöyle bir manşetle karşılaşmıştım: “X firması, otomobil tasarlayacak mühendisler arıyor.” Bu manşeti okuduğumda direk şöyle düşündüm, “X hastanesi, kulak-burun-boğaz bölümüne nefrolog arıyor!” Otomobil tasarımının mühendisler tarafından yapıldığı zannedilen bir ülkede taşıt tasarımının ne olduğundan habersiz olunmasını herhalde doğal karşılamak lazım. Tüm bu sıkıntılara rağmen, (ülkemizde tasarım mesleğinin kavranamamasına rağmen) dünya çapında başarılara imza atan gençlerimiz, konsept tasarımlarıyla dünyanın en önemli fuarlarında, en önemli tasarım yarışmalarında boy gösterebiliyorlar. Bugün otomobil tasarımında İtalyan ekolü, Alman ekolü, Uzakdoğu ekolü, hızlı bir şekilde gelişen ve oldukça iddialı biçimde öne çıkan Rus ekolü ve hatta taklide dayalı olsa da ciddi bir gelişim gösteren Çin ekolü dikkat çekiyor. Tüm bu ekollere rakip olabilecek bir “Türk ekolü” yaratmak imkânsız olmasa da birkaç kişinin çabasıyla olabilecek bir şey gibi de gözükmüyor ve basının, eğitim kurumlarının, yatırımcıların konuya ilgisi-desteği gerekiyor. Ülkemizdeki sayıları az olsa da yerel ve global firmalara ait tasarım stüdyoları otomobil tasarımının ülkemizde gelişebilmesi adına gerçekten güzel girişimler ve fırsatlar. Üniversite-sanayi işbirliğinin daha ciddi boyutlara ulaşması ile ülkemizin otomotiv üretim üssü sıfatının yanına ar-ge ve tasarım üssü sıfatının eklenmesi hiç de şaşırtıcı olmayacak. Ancak bu madeni görmekte biraz daha gecikecek olursak bu sefer “treni” kaçırmış olmayacağız, “hızlı treni” kaçırmış olacağız! Caner Yilmaz 18.09.2011 18:32
![]() Evet teşekkür ederim çok güzel bir noktaya değinmişsin aslında ülkemizde tasarımcı sayısı azaldı ve şunu da değinmek istiyorum elimizde bulunan tasarımcılarda örn teknik ressamlar da kendilerini geliştirecek işler yapmaktan alıkoyuyorlar.Bugün öyle bir tasarım programları var ki ve doğada taklit edilecek o kadar hikmet var ki insan bunlardan görerek muhteşem tasarımlar yapabilmeli . Gerçekten teşekkür ederim size.
|